|
TOPLUMA ADANMIŞ
BİR HAYAT
Bir toplumun çoğunluğunun yaşadığı
ortalama hayatlar vardır: Doğmak-Büyümek, İş-Güç edinmek, evlenip çoluk
çocuğa karışmak, en çok da ele, güne muhtaç olmamak için didinmek. Yada
sosyal terminolojideki karşılığı ile ?ekonomik bağımsızlığını kazanmak.?
Bundan gayri; uyarına gelirse hani ?zaman
ve enerji? den artanla sosyal bir varlık olmanın icabı olarak toplum için de
çalışmak.
Ana damar olarak şark kültüründen beslenen
bizim gibi toplumlarda ortalama bireylerin yaşam serüveni bu parametrelerden
ibarettir. Ama bazıları var ki bu ana damar kültüre rağmen bu ortalama kalıba
sığmaz, rutini bozar, nevi şahsına münhasır ?takılır?. Bu sıra dışı
kişilikte, içinde yaşadığı topluma adanmış bir hayat vardır. Hani derler ya
?toplum adamı olmak.? diye bir hal var ya. İşte Hayrettin?i bu kategoride ele
almak gerekir. Bu tespit bir duygusallığın dışa vurumunun ötesinde ona
hakkını teslim etmektir.
Gerçekten de o içine doğduğu coğrafyayı ve
kaynağını o coğrafyadan alan kimlik değerlerini hep başının üstünde tuttu.
Kelimenin tam anlamı ile ayakları her daim yere sağlam basan samimi, sahici
bir toplumcu idi. Ait olduğu topluma böylesine karşılıksız adanmış bir
hayatın sahibi olarak Hayrettin aynı zamanda hayatla dalga geçen
nüktedanlığıyla çevresinin neşe kaynağı idi. Ruhu daralan, canı sıkılan onu
görünce rahatlar, adeta ondan terapi alırdı. Bu psikolojik katkı için özel
bir çaba göstermez içinden geldiğince söyleşip davranırdı. Onun ?meclis?ine,
masasına, muhabbetine ve kahkahasına ortak olan herkes ?zaman? dan kopar, çok
?yük? ten hafiflemiş olarak kalkardı. Adeta herkesin derdi ona kalırdı, ama o
hiç belli etmez, yüksünmezdi.
Herkesin her anında düğününde-cenazesinde
hiç eksik olmazdı. Her daim bakımlı yüzünden ve gözlüğünün ardındaki o
kocaman gözlerinden öyle sıcak ve sahici bakardı ki ve dilinde akan ?bal? ile
bunu öylesine tamamlardı ki yüreğindeki dost sıcaklığını karşısındaki herkes
ama herkes ta içinde hissederdi.
Hayatını en çok paylaşmak üzerine
kurgulamıştı. İyimser olmak, her şart altında yaşama sevincini diri tutmak,
yarına dair umut taşımak onun hayat felsefesinin diğer ayakları idi.
O Göle?nin ortak aklını, temel insani
değerlerini ve vicdanını temsil ediyordu. Şu son 25 yılda İstanbul? da
evlenen her Gölelinin mutluluk resimlerinde onun her daim gülen cemalinden
kareler vardır. Görüntü kayıtlarında hoş sohbeti, fıkraları ve o müthiş vücut
dilini tamamlayan barok sesinden türküleri vardır Dengbejimizin. Bir adam
kendine ait bir hayatı galiba ancak bu kadar derinlemesine ve hiçbir fayda
elde etme kaygısı taşımadan bir toplumla paylaşabilir.
Bir gün sordum ?seninle Erdal aslında
radyo yada TV programı yapabilirsiniz. Biraz diksiyon falan ? Zeki-Metin
yanınızda halt etmiş?? dedim. Bana ?abi bizi değiştirirler, kalıba sokarlar
?..? diyerek kaide ve kuraldan haz etmediğini belirtti.
Aslında ?güldürmek? gibi bir ?derdi? yoktu
onun. Sokağı, çarşı-pazarı, köyü, şehri kısacası hayatı ve bunlar üzerinde
gelişen insan ilişkilerini iyi gözlemlerdi. ?Hayat? tan aldığı bu ham
kesitleri ?Hayrettin Heveş formatı? ile hiçbir yapaylığa kaçmadan yeniden
üreterek bir kahkaha tufanına dönüştürürdü. Kürtleri küçümseyen ?Laz?
fıkralarına zeka ürünü ince göndermeler dolu öyle fıkralarla karşılık verirdi
ki muhatabı tarifsiz mahçubiyetler yaşardı.
Halkına ve değerlerine yönelik
aşağılanmalara tahammülsüzlüğünü tarif etmede, gözbebeklerindeki büyümeyi
anlamlandırmada kelimelerin kifayetsizliğini ve bu konudaki çaresizliğimi
ifade etmekle yetineceğim. Bu nokta onun için sözün bittiği yerdi. İşte o
öylesine bir Hayrettin idi. Yalansız, dolansız, coğrafyasına ve değerlerine
sevdalı idi. Ölümüne 3 gün kala belki her saat ama ısrarla ?beni köye
götürün? dedi. Bu onun samimiyet sınavı idi.
Tanıyan herkes için ondan bir gün bile
ayrı kalmak onu özlemek için yeterdi. Dostları sadece Gölelilerden ibaret
değildi. Karadeniz? in damadı idi. Babası Ecemdi. Ülke birliğinin tam
merkezinde yer alırdı. Önce insan sonra bu ülkenin yurttaşı, en sonunda
Göleli idi.
Kısacık bir ömre
enine-boyuna-derinlemesine dolu dolu bir hayat sığdırdı. Acıları bala çevirme
ve paylaşım üzerine inşa edilmiş tarifsiz güzel bir hayat! Coğrafyasına ve
değerlerine sadakatı iman derecesinde özümsemiş ve Gölesini kıble
mertebesinde kutsamış güzel insan! Bu telaş bu acele niye! Kürt-Laz, Göleli
olan olmayan bu ülke insanlarından binlercesi arkandan ağlayarak seni
uğurladı. İnan herkes hala şokta. ?Son 100
metre? yi bu kadar mı hızlı koşacaktın! Ama hiç belli
etmedin! Aşk olsun Xreddin!
Herkes gibi Canberk, Toprak, Bengü ve beni
tarifsiz kederler içinde bıraktın. Yüreğimizi burktun. Ruhunu ferah tut. Mertoş
ve Ecem bize yadigarındır artık.
Ji Xaliya te Pırbe Brayemin Xereddin.
Bengül-Asım Karabacak
Bilgi Notu:
Ortak değerlerimize sahip çıkma adına İstanbul Göle derneği
öncülüğünde Hayrettin Heveş konulu bir değerlendirme toplantısı yapılmasını
talep ediyorum.
Önerilerim:
Göle derneği salonuna Hayretin Heveş
kültür merkezi adının verilmesi
Vefatının 40.cı gününe yönelik kapsamlı
bir organizasyonun yapılması
Yaz mevsiminde mezarının anıt mezara
dönüştürülmesi
Göle?deki belli kamusal alanlara isminin
verilmesi için ilgili kurumlar nezdinde girişimde bulunulması
Göle kaşar festivali kutlamalarında onun
adını yaşatacak bir sanat-kültür faaliyetinin sürekli hale getirilmesi
(Bir dostun hatırlatması olarak) Göle
Orman İşletmesinin teknik rehberliğinde bir ağaçlandırma faaliyetinin
başlatılması vb.
|